enflasyon emeklilik ötv döviz ığdır akparti ığdır chp ığdır mhp ığdır hdp ığdır haber
DOLAR
7,4294
EURO
8,9820
ALTIN
412,55
BIST
1.471
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Iğdır
Parçalı Bulutlu
11°C
Iğdır
11°C
Parçalı Bulutlu
Pazar Çok Bulutlu
11°C
Pazartesi Karla Karışık Yağmur
6°C
Salı Karla Karışık Yağmur
5°C
Çarşamba Karla Karışık Yağmur
5°C

SEVGİNİN TEMELİ DOĞRULUKTUR

SEVGİNİN TEMELİ DOĞRULUKTUR
REKLAM ALANI
17.02.2021 14:05
0
A+
A-

Cenabı Hak, sözün en güzelini söylemeyi ve en güzeline uymayı bizlere nasip eylesin. En doğru sözün sahibi Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: Rabbim Allah dedikten sonra istikamet üzere olanlar var ya onlar için hiçbir korku hiçbir keder yoktur.[1] Doğruluk ve güvenilirliği ile kıyamete kadar bütün insanlığa örnek olan Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de şöyle buyuruyor: “Doğruluğa sımsıkı sarılın. Çünkü doğruluk (stoplanmıştırıdk), iyiliğe iyilik de cennete götürür. Kişi doğru söylemeye devam ettikçe Allah katında doğrulardan (sıddıklardan) yazılır. Yalandan şiddetle kaçının¸ çünkü yalan kötülüğe¸ kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söylemeye devam ettikçe Allah katında yalancılardan yazılır.”

Cenab-ı Hak, bütün insanlığa en güzel örnek olarak nice peygamberler göndermiş, onları en önemli vasıf olan ve Arapçada ‘sıdk’ diye ifade edilen ‘doğruluk’ ile vasıflandırmıştır. Kur’an-ı Kerim’de, peygamberlerin atası Hz. İbrahim (a.s), oğlu Hz. İsmail ve diğer peygamberler hakkında doğruluğa vurgu yaparak şöyle buyrulmaktadır: “Kitap’ta İbrahim’i de zikret. Gerçekten o, doğru sözlü bir peygamberdi.[2] ve “Kitap’ta İsmail’i de an. Gerçekten o, sözüne sâdıktı, resûl ve nebî idi.[3] ve “Kitapta İdris’i de an. Hakikaten o, pek doğru bir insan, bir peygamberdi. (Bunun karşılığı olarak da,) Biz onu pek yüce bir makâma yükseltmiştik.[4] İçinde yaşadığı sarayın bütün zorluklarına ve zindan koşullarına rağmen doğruluktan hiçbir şekilde ödün vermeyen Hz. Yusuf (a.s), arkadaş çevresi tarafından da doğruluk vasfıyla ön plana çıkmış ve ‘Sıddık’ ismiyle anılmıştır: “(Yusuf’un yanına gelerek dedi ki:) Ey Yusuf, ey doğru sözlü (Sıddık) kişi![5]

Bütün peygamberlerini hak söz ve doğrulukla gönderen Yüce Allah, bütün müminlerden doğru sözlü ve dürüst olmalarını istemekte ve bunun reçetesini net olarak şöyle sunmaktadır: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.[6] Buna göre Müslüman, en doğru sözün sahibi Yüce Allah’ın emirlerine harfiyyen uymalı, yasaklarından olabildiğince kaçınmalı, sadece doğru söylemeli, doğru düşünmeli, doğru yolda yürümeli, doğru tutum ve davranış sergilemeli, doğruluğu yaymalı, yaygınlaştırmalı ve doğrularla beraber olmaya üstün gayret göstermelidir. Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, Cenab-ı Hakk’ın Asr Suresinde kurtuluş reçetesi olarak sunduğu yüce hasletleri şöyle şiirleştirmiştir:

Hani, Ashâb-ı Kirâm, ayrılalım, derken, Mutlaka ‘Sûre-i ve’l-Asr’ı okurmuş, bu neden?

YAZI ARASI REKLAM ALANI

Çünkü meknûn o büyük sûrede esrâr-ı felâh: Başta îmân-ı hakîkî geliyor, sonra salâh,

Sonra hak, sonra sebât. İşte kuzum insanlık. Dördü birleşti mi yoktur sana hüsrân artık.

Yüce Rabbimiz bizim gerçek anlamda adam olmamızı istemekte ve bize şöyle buyurmaktadır: “Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir.[7]

Ebu Bekre (r.a)’ın rivayet ettiğine göre: “Hz. Resulullah (s.a.v): “Size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi?” buyurmuş ve bunu üç kere tekrar etmişlerdi. “Evet!” deyince: “Allah’a şirk koşmak, anne ve baba haklarına riayetsizlik, cana kıymak!” buyurdular. Bu sırada dayanmış durumda idi, yere oturup: “Haberiniz olsun! Yalan söz, yalan şahidlik!” dedi ve bunu o kadar tekrar etti ki, “Keşke kesse artık!” temennisinde bulunduk.

Ayrıca Rasûlullah (sav) Efendimize: “Mü’min korkak olabilir mi?” diye soruldu. “Evet, olabilir!” buyurdu. “Mü’min cimri olabilir mi?” diye soruldu. Allah Rasûlü (s.a.v) yine: “Evet, olabilir!” buyurdu. “Pekâlâ mü’min yalancı olabilir mi?” diye soruldu. Rasûlullah (s.a.v) bu sefer: “Hayır, aslâ!” buyurdular.

Başka bir rivayette Hz. Peygamber (s.a.v)’e büyük günahlarla ilgili birkaç soru sorulduktan sonra “Peki, mümin yalan söyler mi?” diye sorulmuş bunun üzerine Hz. Peygamber “Yalanı ancak iman etmeyen kimse uydurur” şeklinde cevap vermiştir. Bütün bu hadislerden çıkarılabilecek en büyük ders, yalanın imanla asla bağdaşmayacağı ve öylesine çirkin bir vasfın bir müminde asla bulunmaması gerektiğidir.

Bilinmelidir ki Kuran ve Sünnete göre Mü’min’in alamet-i farikası doğruluktur. İstikametimizi belirleyen en önemli gösterge ise hiç şüphesiz “Kelime-i şehadettir.” ‘Kelimetullah’ diye de ifade edilen bu sözü, dil ile ikrar, kalp ile tasdik ve bedenimizle uygulayarak istikametimizi ortaya koymuş oluruz. Bunun içindir ki, namazlarımızda günde en az kırk defa “(Allah’ım!) Bizi dosdoğru yola ilet![8] şeklinde dua ediyoruz. Bizler, doğru olduğumuz ve doğru yolda ilerlediğimiz müddetçe adımlarımızı yavaş da atsak, istikamet üzere olacak ve muhakkak belirlediğimiz ulvî hedefimize varmış olacağız. Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretlerine nispet edilen bir sözde doğruluğun bu dünyada bir bedel gerektirdiği şöyle ifade edilmektedir:

Doğru olsam ok gibi tutar atarlar beni; Eğri olsam yay gibi elde tutarlar beni,

Doğruda görmedim aç, eğride görmedim tok; Eğri yay elde kalır menzil alır doğru ok!

Dolayısıyla bu dünyada aslolan, doğru ve dürüst olmak ve bu doğrultuda onurlu bir hayat yaşamaktır. Doğru ve dürüst olan herkesin, er veya geç hedefine varacağı da asla unutulmamalıdır. Yalan ve hile gibi olumsuz davranışlardan uzak durulması gerektiğini anlatan Tasavvuf Şairimiz Said Paşa, şu beyitleri söylemektedir:

Sen usandırma eli, el de usandırmaz seni,

Hilekârlık eyleme, kimse dolandırmaz seni,

Dest-i âdâdan soğuk su içme kandırmaz seni,

Korkma düşmandan ki, ateş olsa yandırmaz seni,

Müstakim ol, Hazreti Allah utandırmaz seni!

O halde müstakim olmak ve sırat-ı müstakim üzere bir hayat sürmek için Ziya Paşa’nın şu sözünü kendimize şiar edinmeliyiz: İnsana sadâkat yaraşır görse de ikrâh, Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah! İşte bu şiar ve şuurla hareket eden bütün peygamberler ve hak erleri, ayrıca “Doğruların hapsi uzlet, sürgünü hicret, ölümü de şehadettir” hakikatini kendilerine hep düstur edinmiş, en zor şartlarda bile doğruluktan ve haktan asla taviz vermemişlerdir. Cenab-ı Hak, cümlemizi hakkı hak bilip hakka tabi olan, batılı batıl bilip batıldan uzak duran salih ve muslih kullarından eylesin. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum.

Mustafa TEKİN

IĞDIR İL MÜFTÜSÜ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.