Reklamı kapat

Reklamı kapat
Iğdır Aydın Gazetesi

AHLAK GİDERSE KULLUK KALMAZ

Cenabı hak, sözün en güzelini söylemeyi ve en güzeline uymayı bizlere nasip eylesin. Cenabı hak şöyle buyuruyor: Biz insanı en güzel şekilde yarattık.[1] İnsanı en güzel surette yaratan Allah, en güzel din olan İslam binasını da, güzel ahlak üzerine inşa etmiştir. Şöyle ki İslam’ı bir binaya benzetecek olursak, bu binanın zekâtı var, namazı var, orucu […]

AHLAK GİDERSE KULLUK KALMAZ
06 Ağustos 2020 - 17:26 'de eklendi.

Cenabı hak, sözün en güzelini söylemeyi ve en güzeline uymayı bizlere nasip eylesin. Cenabı hak şöyle buyuruyor: Biz insanı en güzel şekilde yarattık.[1] İnsanı en güzel surette yaratan Allah, en güzel din olan İslam binasını da, güzel ahlak üzerine inşa etmiştir. Şöyle ki İslam’ı bir binaya benzetecek olursak, bu binanın zekâtı var, namazı var, orucu var, haccı var, infakı var, insanlık vs. gibi güzellikleri var; ama bu binanın temeli ahlaktır. Dolayısıyla binanın temeli ne kadar sağlam olursa o bina o kadar dayanıklı olur. Ancak Ahlak giderse, bu bina çöker. Her şeyde olduğu gibi dinden, hukuktan, mimariden ve de ekonomiden ahlakı kaldırırsanız hepsi birden çöker.

Hz. Peygamber efendimiz (s.a.v), günahı-sevabı, iyiyi-kötüyü tanıtırken bize en veciz bir şekilde şöyle buyuruyor: “İyilik güzel ahlaktır. Kötülük ise vicdanını rahatsız eden ve insanların bilmesini istemediğin şeydir.”[2] O halde kötülük nedir, günah nedir? Sorusunun cevabı: “Senin vicdanını tırmalayan şeydir.” Demek ki bu ilahi altyapı, bize doğuştan verilmiştir. Dolayısıyla ahlakımızı en güzel şekilde besleyen kaynaklar, Kuran ve Sünnettir. Bu hususta Yüce Rabbimiz şöyle buyurur: “Andolsun ki nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.”[3] Yani her kim nefsini temizlerse, ahlakını, vicdanını ve irfanını temizlerse kurtulur ve her kim nefsini günaha daldırırsa helak olur; yok olur gider. Bu kainatta asıl olan insandır. Ayeti kerimenin de buyurduğu gibi insan, bir cevherdir; yani özdür. Tıpkı bir altın madeni gibidir. Bakın şairlerimiz Sâdi Şîrâzi şöyle diyor:

Kazara bir sapan taşı bir altın kâseye değse,

Ne taşın kıymeti artar, ne kıymetten düşer kâse.

Dolayısıyla insan, şiirde söz edilen altın kâse gibidir. İslam’ın dışındaki bazı dinlerde “İnsan günahkâr doğar” şeklindeki inanca karşılık İslam, “insan, tertemiz doğar” kuralını getirmiş ve günahı, insanda arızî olarak vuku bulan kötü ve çirkin davranış saymıştır. Yani “insan ayette belirtildiği gibi ahsen-i takvim üzere doğar” ve hayatta yaşarken nefsine ve şeytana kapılıp günahlara bulaşmış olabilir. Buna rağmen kendisine bulaşan bu günahlar, onda var olan cevheri yok edemez. Öyleyse insan, kötülük yapmış veya hataya dalmış olabilir. Bu durumda yapması gereken tek şey, vakit kaybetmeden, yani hemen tövbe edip Rabbine dönecek, nefsini temizleyecek ve kurtuluşa erecek. Efendimiz (s.a.v) bu hususta şöyle buyuruyor: “Günahından tövbe eden, o günahı işlememiş gibidir.” Yani yeter ki siz hakka dönün; yeter ki tövbe edin; sıfır kilometre olur ve yolunuza bu şekilde devam edersiniz.

İnsanda asıl olan güzelliktir ve temiz olmaktır. Şöyle bir misal verelim: En kötü diyebileceğimiz bir insan bile, bir film izlerken iyi karakteri destekler. Kendisi katil, zalim veya cahil olabilir; ama filmde kendi gibi bir katili değil de iyi olan karakteri destekler. Bunun sebebi, Cenab-ı Hakk’ın onun fıtratına o iyiliği yerleştirmiş olmasıdır. Öyleyse bize düşen, bizde yaratılıştan verilen şeyi; bize ikram edilen o güzelliği en güzel şekilde kullanmak; ayetlerle, hadislerle ve Efendimizin sünnetiyle onu beslemektir. Bu anlamda Yüce Kitabımız Kur’an, aslında bir ahlak kitabıdır. Efendimizin (s.a.v) de ahlakını oluşturan Kuran’dır. Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: Muhakkak ki Allah, adaleti, ihsanı, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.[4] Bu ayeti, her zaman ve her Cuma hutbesi sonunda Mümin kardeşlerimize okuyoruz ve bu ayet, Kur’an’ın bir ahlak kitabı olduğunun bir kanıtıdır.

Kur’an-ı Kerim’e baktığımızda daha çok şu konulardan söz ettiğini görmekteyiz: Doğruluk, adalet, vefa, sabır, tevazu, hayâ, bağışlama, zandan kaçınmak, iftira etmemek, yalan söylememek, kibirli olmamak, israf etmemek, riyakâr olmamak, alay etmemek… Bütün bunlar, birer İslam ahlakıdır ve bu ahlak, kaynağını Kur’an ve Sünnetten alır. Kur’an ve Sünnette anlatılan bu ahlak, Peygamber Efendimizin (s.a.v) şahsında tezahür edendir.

Suriyeli âlim Muhammed Râtib en-Nâbulsi’nin çok güzel bir sözü vardır. Şöyle der: “Kâinat, sessiz bir Kur’an; Kuran ise konuşan bir kâinattır.” Dolayısıyla Kur’an, kâinatı konuşturuyor ve bir nevi tefsir ediyor. Hz. Aişe validemize Efendimiz’in (s.a.v) ahlakı sorulduğu zaman “O’nun ahlakı Kur’an idi; siz hiç Kur’an okumuyor musunuz?! şeklinde cevap vermiştir. Mısırlı müfessir Muhammed Mütevelli eş-Şa’râvi Hz. Peygamberi şu sözlerle anlatır: Allah Resulü (s.a.v) yeryüzünde yürüyen bir Kur’an idi. Cenabı hak şöyle buyuruyor: Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir; Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler.[5] Bu ayetler, Mü’minûn Suresinin giriş ayetleridir. Bu sureyi sakin bir kafayla okumanızı istirham ediyorum. Çünkü burada Allah Resulünün özellikleri anlatılıyor. Aslında küçük bir tebessüm, içten bir selam ve dosta hatır soran bir iki kelam; yani bir insana karşı ihlasla yapılan her davranış ibadettir. Kırılmış bir kalbe girmek, kulluk sınırında kalmak, secde tadına varmak, sabır sofrasını açmak ve hak namına bir söz söylemek ibadettir. Biz bu şekilde davranmakla güzel ahlakı anlatmış oluruz.

Âlimlerimiz ve büyüklerimiz diyor ki: “İslam, ahlaktan ibarettir.” Cenabı Hak, Efendimizi (s.a.v) Kur’an-ı Kerim’de övüyor; ama ahlakı ile övüyor ve şöyle buyuruyor:  Ey habibim, sen çok yüksek bir ahlak üzeresin.[6] Bu ayette anlatılan yüksek ahlak, Kur’an ahlakıdır. Cenabı Hak, Efendimizin (s.a.v) ahlakıyla ahlaklanmayı cümlemize nasip eylesin. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum.

Mustafa TEKİN

IĞDIR İL MÜFTÜSÜ


[1] Tîn Sûresi, 95/4.

[2] Müslim, Birr, 15.

[3] Şems Sûresi, 91/9-10.

[4] Nahl Sûresi, 16/90.

[5] Mu’minûn Sûresi, 23/1-2.

[6] Kalem Sûresi, 68/4.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA
İLGİLİ HABERLER