Reklamı kapat

Reklamı kapat
Iğdır Aydın Gazetesi

DİNİN ESASI AHLAKTIR

Cenabı Hak, sözün en güzelini söylemeyi ve en güzeline uymayı bizlere nasip eylesin. Rabbimiz, Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.v) ahlakını en güzel şekilde anlamakla, anlatmakla ve onun ahlakıyla ahlaklanmakla cümlemize müşerref eylesin. Yüce Allah, Kur’an’da Efendimizi överek şöyle buyuruyor: “Ey Habibim! Şüphesiz ki Sen, çok yüce bir ahlak üzeresin.”  Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v) de gönderiliş amacını […]

DİNİN ESASI AHLAKTIR
13 Ağustos 2020 - 17:51 'de eklendi.

Cenabı Hak, sözün en güzelini söylemeyi ve en güzeline uymayı bizlere nasip eylesin. Rabbimiz, Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.v) ahlakını en güzel şekilde anlamakla, anlatmakla ve onun ahlakıyla ahlaklanmakla cümlemize müşerref eylesin. Yüce Allah, Kur’an’da Efendimizi överek şöyle buyuruyor: “Ey Habibim! Şüphesiz ki Sen, çok yüce bir ahlak üzeresin.”  Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v) de gönderiliş amacını bize şöyle tarif ediyor: “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”Dolayısıyla din de iman da ahlaktan ibarettir.Efendimizin (s.a.v) ahlakı, Hz. Aişe validemizin ifadesiyle “Kur’an idi’’ ve O yürüyen, hareket eden, canlı bir Kur’an’dı. Hz. Aişe validemiz ayrıca “Mü’minûn Suresini okuyun, orada Allah Rasûlü’nün ahlakını görürsünüz” buyurmaktadır. O halde Mü’minûn suresinin ilk ayetlerini gelin birlikte okuyalım: “Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir; Onlar, namazlarını huşu içinde kılanlar, boş ve yararsız sözlerden uzak durup yüz çevirenler, fakir fukarayı gözetip zekâtı fiili olarak verenler, iffetlerini koruyanlar; ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir. Şu halde, kim bunun ötesine geçmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir. Yine onlar ki, emanetlerine ve sözleşmelerine riayet ederler ve onlar ki, namazlarını muhafaza ederler.” İbadetler, Cenab-ı Hakk’a verdiğimiz söz ve imza attığımız birer sözleşmedir. Namaz, Oruç, Hac ve Zekat şeklinde ortaya koyduğumuz bu ibadetler, aslında verilen söz üzerine ve bu söze uygun olarak icra edilir. Necip Fazıl Kısakürek bu gerçeği çok güzel ifade eder: “Namaz, Namazdan sonra başlar. Oruç, Ramazan’dan sonra başlar. Hac ise, Kâbe’den döndükten sonra başlar.” Bundan dolayıdır ki Yüce Rabbimiz, Kur’an’da ibadetlerimizi muhafaza etmemizi emretmektedir. Kur’an, Efendimizden (s.a.v) söz ederken bize şöyle hitap ediyor: “Andolsun ki, Resûlullah, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.”  Yani Allah’ın rızasını ve ahiret saadetini kazanmak, Allah’ı zikretmek ve Allah’a ibadet etmek isteyen için Allah resulü, en güzel örnek insandır. O ki ibadette, sirette ve surette örnektir. Bu bağlamda O (s.a.v), bizi kendisini örnek almaya şu sözlerle davet etmektedir: “Beni nasıl namaz kılar gördüyseniz öylece namaz kılın!”Hz. Peygamber (s.a.v) içimizden; yani beşer türünden bir peygamberdir. İlk vahiy nazil olduğunda endişeli bir şekilde korkarak ve titreyerek Hz. Hatice validemizin yanına geldi. Öyle bir anda eşine moral vermenin, destek olmanın ve katkı sunmanın en güzel örneğini sergileyen Hz. Hatice O’nu şu sözlerle karşıladı: “Allah’a yemin ederim ki Allah seni hiçbir zaman utandırmaz, mahzun etmez. Çünkü sen, akrabayı gözetirsin. Âcizlerin derdini dert edinirsin. Fakirleri seversin. Misafiri yedirirsin. Hak yolunda halka yardım edersin. Hile nedir bilmezsin. Sözün en doğrusunu söylersin..”Hz. Hatice’nin bu sözlerinden Hz. Peygamber’in sahip olduğu güzel ahlaktan dolayı Yüce Allah’ın kendisini hiçbir zaman zayi etmeyeceğini, zararına sebep olacak hiçbir şeye izin vermeyeceğini ve hatta bu ahlaka sahip olan müminlerin de böyle bir ilahi desteğe mazhar olacağını anlıyoruz. Nitekim Mekkeli müşriklerin zulmü neticesinde Hz. Peygamber (s.a.v), ashaptan bir kısmını Habeşistan’a gönderdi. Ancak Müşrikler hiç üşenmeden ashabın peşine takılıp Habeşistan Kralı Necâşi’ye kadar gittiler ve “Size hicret eden bu insanları bize teslim edin” dediler. Adaleti ile tanınan Kral Necâşi ise ashabı teslim etmektense onları dinlemeyi tercih etti. Ashap adına Hz. Cafer bin Ebi Talip söz aldı ve şöyle dedi: “Ey Melik, biz putlara tapan cahil bir kavim idik. Ölü eti yer, kötülük yapar, akrabalarla alakamızı keser, komşularımıza kötü davranırdık, kuvvetlimiz zayıf olanımızı ezerdi. İşte biz bu halde iken Allah bize soyunu sülalesini, doğruluğunu, emanete riayetini ve namusluluğunu çok iyi bildiğimiz bizden birini peygamber olarak gönderdi. O da bizi aziz ve celil olan Allah‘ı birlemeye ve ona kulluk etmeye çağırdı. Bizim ve dedelerimizin Allah’tan başka taptığımız taşlar ve putlara ibadetten vazgeçmemizi istedi. Bize, doğru sözlülüğü, emanete riayeti, akrabaları ziyareti, komşulara iyi davranmayı, kan dökmemeyi ve haramlardan kaçmayı emretti. Yine o bizi, bütün kötülüklerden, yalan yere şahitlikten, yetim malı yemekten, iffetli kadına iftiradan men etti. Allah‘a ibadet etmemizi, Ona hiçbir şeyi ortak koşmamamızı, dosdoğru namaz kılıp, zekât vermemizi istedi.” Efendimiz, ashabdan Dihye bin Hâlife el-Kelbî aracılığıyla Rum Kayseri Heraklius’a  İslâma dâvet mektubu göndermişti. Bunun üzerine Heraklius, Kureyş’ten bazı adamlarla Şam’da bulunan Ebû Süfyan’ı saraya davet ederek ona Hz. Peygamber hakkında bazı sorular sordu ve aldığı cevaplar karşısında şöyle dedi:”Ben peygamberlik davasında bulunmadan evvel, onun bir yalan söylemiş olup olmadığını sordum. Sen, ‘Hayır’ dedin. Ben ise, kat’i olarak bilmekteyim ki, insanlara karşı yalan söylememiş bir kimse, Allah’a karşı da yalan söylemez. Ben, ‘O zât ahdini bozar mı?’ diye sordum. Sen, ‘Sözünde durmamazlık etmez’ dedin. Peygamberlerin hâli budur. Hiç bir zaman verdikleri sözde durmamazlık etmezler.”Anlaşılıyor ki Efendimizin (s.a.v) ahlakını dostu, düşmanı, eşi veya arkadaşı hep böyle anlatıyor. Bakınız efendimizi ashap yine şu sözlerle anlatmaktadır: “Hür ve köle, zengin ve fakir kim olursa olsun herkesin davetine icabet eder, insanlar arasında ayrım yapmazdı. Biri ondan özür dilerse özrü kabul ederdi. Kendi işini kendi görür ve bize de şöyle tavsiyelerde bulunurdu: “Allah’ı çok zikreden nifaktan uzak olur; malının zekâtını veren cimrilikten kurtulur ve kendi işini kendi gören kibirden uzak olur.”Cenabı Hak cümlemize üsve-i hasene; yani güzel örnek insan olan Efendimizin (s.a.v) ahlakıyla ahlaklanmayı nasip eylesin. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum.Mustafa TEKİNİL MÜFTÜSÜ

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

İLGİLİ HABERLER