Reklamı kapat

Reklamı kapat
Iğdır Aydın Gazetesi

MHP IĞDIR MİLLETVEKİLİ YAŞAR KARADAĞ, ERMENİ ZULMÜNÜ MECLİS KÜRSÜSÜNE TAŞIDI

15.10.2020 tarihinde Meclis Genel Kurulunda konuşan MHP Iğdır Milletvekili Yaşar KARADAĞ, 200 yıllık Ermeni zulmünü ve son dönemde yaşanan Azerbaycan’ın haklı mücadelesini dile getirdi. “Çırpınırdın Karadeniz Bakıp Türk’ün bayrağına! ‘Ah!’ deyerdim, hiç ölmezdim Düşebilsem ayağına. Ayrı düşmüş dost elinden, İller var ki, çarpar sinen! Vefalıdır geldi, giden, Yol ver Türk’ün bayağına!” şiiri ile konuşmasına başlayan […]

MHP IĞDIR MİLLETVEKİLİ YAŞAR KARADAĞ, ERMENİ ZULMÜNÜ MECLİS KÜRSÜSÜNE TAŞIDI
16 Ekim 2020 - 12:34 'de eklendi.

15.10.2020 tarihinde Meclis Genel Kurulunda konuşan MHP Iğdır Milletvekili Yaşar KARADAĞ, 200 yıllık Ermeni zulmünü ve son dönemde yaşanan Azerbaycan’ın haklı mücadelesini dile getirdi.

“Çırpınırdın Karadeniz

Bakıp Türk’ün bayrağına!

‘Ah!’ deyerdim, hiç ölmezdim

Düşebilsem ayağına.

Ayrı düşmüş dost elinden,

İller var ki, çarpar sinen!

Vefalıdır geldi, giden,

Yol ver Türk’ün bayağına!” şiiri ile konuşmasına başlayan KARADAĞ : “Başta Azerbaycan Millî Marşı olmak üzere “Çırpınırdı Karadeniz” gibi pek çok eserin şair ve yazarı, fikir adamı Ahmed Cevad, Turancılıkla suçlanarak 13 Ekim 1937’de Ruslar tarafından kurşuna dizilerek şehit edilmiştir. Unutmayacağız; ruhu şad, mekânı cennet olsun.” dedi.

“Yine Ahmed Cevad’ın dediği gibi “Men Türk evladıyam, derin aklım, zekâm var. Zulme karşı isyankaram, ezilsem de susmaram.” Susmadık, susmayacağız! Yine Karabağ, yine devam eden Ermeni zulmü.” Şeklinde konuşan MHP Iğdır Milletvekili Yaşar KARADAĞ, konuşmasına şöyle devam etti : “Saygıdeğer milletvekilleri, bugünkü konuşmamda, bilindiği üzere, terör devleti Ermenistan ve Ermeni çetelerinin 27 Eylül sabahı Azerbaycan’ın sivil yerleşim alanlarına saldırısıyla başlayan ve Azerbaycan’ın kendi topraklarındaki işgali sonlandırmak için vermiş olduğu mücadeleden bahsetmek istiyorum. Bugünü daha iyi anlayabilmek için öncelikle coğrafyanın geçmişinde neler olduğuna bakalım: İki yüzyıllık zulüm, katliam, sürgünler, acılar ve işgal.

1800’lü yılların başından itibaren Güney Kafkasya’ya inen Çarlık Rusya’sı, bölgede hâkim olan Türk hanlıklarını tek tek hâkimiyeti altına almaya başlamıştır. 1928’de imzalanan Türkmençay Anlaşması’yla birlikte Aras Nehri’nin kuzeyi Rusların, güneyi ise İran’ın hâkimiyetine geçmiştir. Bölge halkı bu acıyı:

“Araz’ı ayırdılar

Gan ile doyurdular

Men senden vazgeçmezdim

Zulümle ayırdılar.”

Diyerek ağıtlarına döküyordu. Türkmençay Anlaşması’nın 15’inci maddesiyle birlikte, bölgede yaşayan Türklerin kaderi değişiyordu. Bu maddeyle birlikte, Ruslar dünya üzerinde yaşayan gerek Orta Doğu’da olan gerek Avrupa’da olan gerekse İran’da olan Ermenileri bu bölgeye getirip yerleştirmeye başladılar. Erivan’ın olduğu yer hem kadim Türk yurdudur, bin yılı aşkındır kadim Türk yurdudur, Revan Hanlığıdır hem Zengezur’un olduğu yer, şu anda bir kamu olarak, özellikle Stalin döneminde Nahçıvan ile Azerbaycan arasına sokulmuştur hem de zaman içerisinde Dağlık Karabağ’ın bulunduğu yere getirilip yerleştirilen Ermeniler… Ne oldu biliyor musunuz? Gerçekten 200 yıllık bir sürgün politikası, bir katliam politikası ve yerlerinden, yurtlarından sökülüp atılan, acı çektirilen, evladın anasından ayrıldığı, sürüldüğü bir tarih süreci yaşandı. Bu tarih süreci, maalesef, özellikle 1900’lü yılların başında katliamlara dönüştü. Bölgede, devamında Anadolu’daki o terör olayları da, Hınçak’ın, Taşnak’ın yaptığı terör olayları da dâhil, 500 binin üzerinde Türk katledildi. Hem bugünkü İran topraklarında hem de şu an ki Ermenistan topraklarında 500 binin üzerinde Türk katledildi. Hiç kimse bu tarihî gerçeği saptıramaz. Bugün gidip baktığımız zaman, o toplu mezarlardan çıkan katledilen Türklerin kemikleridir. Bu zulüm devam etti. Özellikle, dünya üzerinde yaklaşık 20 milyon insanın katili olan Stalin döneminde yine 1 milyonun üzerindeki Türk, bulunduğu bölgelerden sökülüp bu coğrafyalardan uzaklaştırıldı ve devamında Çarlık Rusyası, devamında Sovyetler döneminde de aynı şey devam ediyor. 1990’lara geldiğimiz zaman özellikle Dağlık Karabağ’da başlayan katliamlar…
Dağlık Karabağ’da neler oldu? Hocalı’da 613 Azerbaycan Türk’ü bir gecede katledildi. Hamile kadınların karınları yarılıp içerisinden çıkarılan bebekler süngülere dizildi ve yaşlısıyla kadınıyla o coğrafyadan sürüldü. Bunu yapan kimdi? Bunu yapan, emperyalizmin uşaklığını yapan ve dünya üzerindeki tüm bölgelerden toplanıp getirilen terör örgütü mensuplarıydı. Bugün de aynı şey yapılıyor, Lübnan’dan, Süleymaniye’den Yunanistan uçağıyla, Süleymaniye’den kalkan PKK/PYD örgütü mensupları bugün yine Türk kanı içmek için Karabağ’dalar ve karşılarında kimi görecekler biliyor musunuz? Karşılarında yine bin yıldır direnen toprağını namus bilen Türk’ü görecekler ve o Türk’ün kudretini yaşayacaklar. Dünya belki sessiz kalabilir ama…

Türk’ün kudretini görecekler. Belki Dünya sessiz kalabilir, Birleşmiş Milletler kararlar verebilir, verdiği kararlara uymayabilirler ama Azerbaycan halkı, Türk milleti kendi namusunu, toprağını korumasını bilecektir.

Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin dediği gibi: “Saldırgan ülke Ermenistan’dır, masumları öldüren ülke Ermenistan’dır, işgalci ülke Ermenistan’dır, hak ve hukuk tanımayan ülke Ermenistan’dır.” Dağlık Karabağ Türk’tür, Azerbaycan Türklüğünün öz yurdudur. “İki devlet, tek millet” ülküsüyle sonuna kadar Azerbaycan’ın yanındayız, yanında olmaya devam edeceğiz. Nitekim “Vatan ne Türkiye’dir Türklere, ne Türkistan / Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan!” 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA
İLGİLİ HABERLER